Uygulamanızın kullanıcı deneyimini ve kullanıcı arayüzünü nasıl iyileştirebilirsiniz?

1 Genel bakış

Zorluk

comScore'un 2016 ABD Mobil Uygulama Raporu'na (13 Eylül 2016) göre, mobil kullanıcılar on dakikanın dokuzunu yalnızca en çok sevdikleri beş uygulamayı kullanarak geçiriyorlar1. Şirketler bu kısa listede iyi bir yer edinmek için mücadele ediyor. Üstelik günümüzde bir uygulamanın son derece ilgi çekici olması sadece hoş bir değil, aynı zamanda bir zorunluluk.

İçinde bulunduğumuz riskli iklimde, büyümekte olan bir şirket olarak hem yüksek performanslı uygulamalar oluşturmak hem de kullanıcıların mobil deneyimini yineleyip iyileştirirken bir yandan da sürekli etkileşimi ve elde tutma oranını artırmak gibi bir zorlukla karşı karşıyasınız.

Amacınız

Yeni girdiğiniz pazarda etkileşimi artırmak için uygulamanızın kullanıcı deneyimini ve kullanıcı arayüzünü nasıl optimize edebileceğinizi öğrenin.

İzlenecek yaklaşım

Mobil kullanıcılar uygulamadan çok şey bekler. Yükleme süresini, kullanım kolaylığını ve etkileşim sırasında yaşanan memnuniyeti göz önünde bulundurmanız gerekir. Kullanım bağlamına uyum sağlarken etkileşim seviyelerini olabildiğince düşük tutmak (bir görevi tamamlamak için gereken işlem sayısını sınırlamak) birçok uygulama için hızla standart haline geliyor. Bu nedenle "iyi bir deneyimi" oluşturan unsurların yanı sıra, uygulamanızı yeni pazarlarda satmaya hazırlanırken kullanıcı arayüzünüzün çok iyi işlediğinden nasıl emin olacağınızı da göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bu rehberde işletmenizi büyüttüğünüz yer neresi olursa olsun, yararını görebileceğiniz çeşitli en iyi uygulamaları sizlerle paylaşıyoruz.

2 Kullanıcılar uygulamanızla nasıl etkileşim kuruyor?

Kullanıcıların uygulamanızı anlamalarını ve uygulamanızla etkileşim kurmalarını kolaylaştırın. Kullanıcılar bir uygulamayla etkileşim kurarken ne kadar az sorun ve karışıklık yaşarlarsa (ör. bilişsel yük) uygulamanın kalıcı olma olasılığı o kadar artar. İşte bunu yapmanıza yardımcı olacak bazı ipuçları.

Kullanıcı işlemleri akışını optimize edin

Kullanıcıların bir uygulamayla nasıl etkileşim kurduklarını anlamak, optimizasyon bakımından büyük önem taşır. Tasarımcı ve geliştirici olarak, kullanıcının hedeflerini kullanıcı işlemleri akışının tamamı bağlamında değerlendirerek anlamalıyız. Bu bilgiye sahip olmak, görev tamamlanırken en sık rastlanan sorunlu noktaları belirlememize yardımcı olur.

Kullanıcı işlemleri akışını optimize etmenin bazı popüler yollarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Büyük görevlerde gruplama özelliğinden yararlanın. Bir görev kullanıcının gerçekleştirmesi gereken çok sayıda adım ve işlem içeriyorsa bu görevi birkaç alt göreve ayırmak daha iyi olabilir. E-ticaret uygulamalarındaki aşamalı ödeme akışı buna güzel bir örnektir. Ödeme işlemini, her biri bir kullanıcı işlemi gerektiren birkaç adıma bölebilirsiniz.

  • Kullanıcılarınızla ilgili sahip olduğunuz bilgilerden yararlanın. Büyük olasılıkla elinizde kullanıcılarınızla ilgili birçok bilgi bulunuyor. Tek yapmanız gereken bu bilgileri doğru şekilde kullanmak. Uber'le ilgili şu örneği düşünün: Uygulama, kullanıcıya konumunu sormak yerine coğrafi verilere dayanarak konumu otomatik olarak algılıyor. Bu noktada kullanıcının yalnızca alınacak konumu seçmesi gerekiyor.

  • Bir sonraki adımın doğal olmasını sağlayın. Görev kullanıcının çok sayıda adımı tamamlamasını gerektirdiğinde, bir sonraki adımı net bir şekilde göstererek ivmeyi koruyun.

  • Her ekranda tek bir temel işleme öncelik verin. Bu basit kuralı uygulayarak arayüzün hem daha kolay öğrenilmesini hem de daha kolay kullanılmasını sağlayabilirsiniz. Önemli elemanlara öncelik vermek için görsel ağırlıklardan yararlanın (birincil harekete geçirici mesaj düğmesi için zıt renk kullanmak gibi).

Karmaşıklıktan kurtulun

İyi bir kullanıcı arayüzü tasarımı, önemli bilgileri (sinyal) verirken önemli olmayan bilgileri (gürültü) göstermekten kaçınır.

Arayüzünüzü karmaşıklaştırdığınızda çok fazla bilgi vererek kullanıcılara aşırı yüklenmiş olursunuz: Eklediğiniz her düğme, resim ve simge, ekranı daha karışık hale getirir. Karmaşıklık masaüstünde çok kötü bir görünüm yaratır, kullanabileceğimiz boş ekran alanının çok geniş olmadığı mobil cihazlardaysa daha da kötü sonuçlar doğurur.

İpucu

Kullanıcı işlemleri akışının bir bölümünü temsil eden bir ekranda karmaşıklığı azaltmak istiyorsanız yalnızca akışın geçerli adımında gerekli olan içeriği gösterin. Örneğin, kullanıcı bir seçim yaparken seçmesini sağlamasına yetecek kadar bilgi verin, ardından sonraki ekranlarda ayrıntılara girin.

Gezinme elemanlarının kendiliğinden görünmesini sağlayın

İçeriğiniz dünyanın en harika ve ilgi çekici içeriği olsa bile, kullanıcılar tarafından bulunamadığı takdirde hiçbir şey ifade etmez. İşte gezinmeyle ilgili birkaç kural:

  • Gezinme elemanlarını gizlemeyin. Çoğu kullanıcı tarafından bulunmasını zorlaştıracağı için harekete dayalı gezinme gibi gizli gezinme elemanlarından kaçının. Tutarlı bir gezinme sağlayın. Mobil uygulama geliştiricileri genellikle farklı sayfalarda menüleri gizlerler. Kullanıcılarınızın aklını karıştırabileceği ya da şaşırmalarına neden olabileceği için bunu yapmayın.
  • Kullanıcıların bulunduğu yeri belirtin. Kullanıcıların bulunduğu yeri belirtmemek, çoğu mobil uygulamada görülen ortak bir sorundur. "Neredeyim?" sorusu, kullanıcıların başarılı bir şekilde gezinmek için yanıtlamaları gereken en temel sorulardan biridir.

İpucu

Sekme çubuğu (iOS için) ve Gezinme çekmecesi (Android için) gibi standart gezinme modellerini kullanmak daha iyi olabilir. Kullanıcıların büyük bölümü iki gezinme modeline de aşinadır. Basit bir çözümün sonuç verdiği durumlarda işleri zorlaştırmaya gerek yoktur.

Etkileşimleri ortama göre optimize edin

Cep telefonları masaüstü bilgisayarların daha küçük bir versiyonu değildir. Bu cihazlar, kendilerine özgü nüansları ve sınırlamaları beraberinde getirir. Bunun kullanıcı etkileşimi üzerinde yaratacağı etkileri düşünün.

3 Tasarım kullanıcınızı nasıl etkiliyor?

Tasarlanan elemanların görünümü, davranışlarını yansıtmalıdır

Mobil kullanıcı arayüzlerinin hangi elemanların etkileşimli, hangilerinin statik olduğunu açık bir şekilde belirtmesi gerekir.

Bir şeyin etkileşimli olup olmadığını anlamak için fareyle üzerine gelme efektlerinin kullanılabileceği masaüstü bilgisayarların aksine, mobil cihazlarda kullanıcılar etkileşim özelliğini ancak bir elemanın üzerine dokunarak kontrol edebilirler. Kullanıcılar bir arayüz elemanını gördükleri anda onun nasıl davranacağını doğru şekilde tahmin edebilmelidir.

Parmaklarla kolay kullanılabilecek dokunma hedefleri tasarlayın

Mobil arayüzlerde işlem yapılabilir elemanlar tasarlarken, hedefleri kullanıcıların dokunmasını kolaylaştıracak kadar büyük yapmak çok önemlidir. Genel bir kural olarak, parmakla doğru şekilde dokunulabilecek, 7–10 mm genişliğinde dokunma alanına sahip kontroller tasarlayın. Bu tür bir dokunma hedefi, kullanıcı dokunduğunda hedefin kenarlarının görünmesini sağlar. Böylece kullanıcılar hedefe doğru bir şekilde dokunup dokunmadıklarını anlayabilirler.

Ayrıca, elemanların birbirine çok yakın olmamasına dikkat edin. Yanlış girişleri önlemek için dokunma hedefleri arasında uygun miktarda boşluk bırakılmalıdır.

Başparmak bölgesini göz önünde bulundurun

Başparmaklara yönelik tasarımlar yapmak için hem hedeflerin yeterince büyük olması hem de cihazlarımızı ne yönde tuttuğumuzun dikkate alınması gerekir.

Başparmak çoğu mobil cihaz ekranında ekranın büyük bölümüne temas edebildiği halde, ekranın yalnızca üçte birinde tam anlamıyla zahmetsiz bir şekilde hareket edebilir. Bu bölgeye doğal başparmak bölgesi adı verilir. Diğer bölgelere ulaşmak için baş parmağın uzatılması, hatta cihazı kavrama şeklinin değiştirilmesi gerekir. Elin yerleşimine (sol, sağ veya ikisi birlikte) bağlı olarak, modern mobil cihazlarda güvenli bölgenin nasıl göründüğünü görebiliriz (aşağıdaki resimdeki yeşil alana bakın).

Image alt text

Ekran büyüdükçe, ekranın kolayca erişilemeyen alanı da büyür.

Image alt text

  • Mobil cihazlar için tasarım yaparken tüm farklı bölgeleri göz önünde bulundurun:
  • Yeşil bölge, gezinme seçenekleri veya sık kullanılan etkileşimli işlemler (örneğin, harekete geçirici mesaj düğmesi) için en iyi yerdir.
  • Kırmızı bölge potansiyel olarak tehlikeli seçenekler (örneğin, Sil veya Temizle düğmeleri) için en iyi yerdir. Kullanıcıların bu seçeneği yanlışlıkla tetikleme olasılığı daha düşüktür.

Kesintilere göre tasarım yapın

Kesintilerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Her an dikkatimizi dağıtıp başka bir yöne çekmeye çalışan şeylerle karşılaşıyoruz.

Örneğin, kullanıcılar uygulamanızı tren beklerken kullanıyor olabilir. Mobil cihazlara uygun bir zihniyetle tasarım yapmak çok önemlidir. Kesintinin ardından uygulamaya geri döndüklerinde, kullanıcıların uygulamayla tekrar etkileşim kurmalarını kolaylaştırın.

Twitter kesintilere uygun tasarıma gösterilebilecek iyi bir örnektir. Uygulamanın bildirim ekranında tüm son bildirimler gösterilir. Kullanıcı bu ekranda kaldığı sürece uygulama listeyi otomatik olarak güncellemez. Yalnızca listenin en üst kısmında "X yeni bildirim" durumunu gösterir. Böylece kullanıcılar bir süre geçtikten sonra uygulamayla tekrar etkileşim kurduklarında bulundukları konumu kaybetmezler.

4 En iyi kullanıcı deneyimini yaratma

Çok kanallı bir deneyim yaratmaya çalışın

Mobil uygulamalar dış dünyadan kopuk değildir.

Örneğin, mobil kullanıcılar genellikle e-ticaret web sitelerinde mobil cihazlarını kullanarak gezinir, satın almak için ise masaüstüne geçerler. Bu geçişin görünmez olması gerekir.

Sezgisel hareketler

Sadece uygulamanızın kategorisi için en doğal olan hareketleri kullanın.

Neden mi? Çünkü hareketler gizli birer kontroldür.

Thomas Joos'un "Beyond The Button: Embracing The Gesture-Driven Interface" 2 (Düğmenin Ötesi: Harekete Dayalı Arayüzü Benimseme) başlıklı makalesinde belirttiği gibi, kullanıcı arayüzünde hareketleri kullanmanın en büyük dezavantajı öğrenme eğrisidir. Görünür bir kontrolün yerine kullanılan her hareketle birlikte uygulamanın öğrenme eğrisi yükselir. Bunun nedeni hareketlerin bulunabilirliğinin daha düşük olmasıdır. Hareketler her zaman gizlidir ve kullanıcıların öncelikle bu seçenekleri tanımlayabilmeleri gerekir. Dolayısıyla yalnızca herkes tarafından kabul gören (kullanıcıların uygulamanızda olmasını beklediği) hareketlerin kullanılması çok önemlidir.

Kategoriye uygun hareketlere iyi bir örnek olarak feed içeren uygulamalarda yenilemek için çekme hareketini gösterebiliriz.

İskelet ekranlarla uygulamanın hızlı görünmesini sağlayın

Uygulamanız hızlı ve duyarlı olmalıdır. Ancak bunun her zaman mümkün olmadığı durumlarla karşılaşmanız kaçınılmazdır.

Örneğin, internet bağlantısı çok yavaş olabilir. İşlemi hızlandıramıyorsanız en azından bekleme sürecinin daha iyi bir deneyim yapmaya çalışmalısınız. Bu, iskelet ekranlar (diğer adıyla geçici bilgi kapsayıcıları) için mükemmel bir zaman olabilir.

İskelet ekran, sayfanın boş bir versiyonudur ve bilgiler bu sayfaya aşamalı olarak yüklenir. Kullanıcının dikkatini yüklenen verilere odaklayan animasyonlu yükleme göstergelerinin aksine, iskelet ekranlar kullanıcının dikkatini bekleme süresi yerine ilerleme durumuna yöneltir.

İlk deneyime odaklanın

İnsanlarda olduğu gibi, mobil uygulamanızın da iyi bir ilk izlenim bırakmak için ikinci bir şansı yoktur. İyi bir ilk izlenim bırakmazsanız (%80 güven oranıyla) kullanıcıların bir daha geri gelmeyeceğinden3 emin olabilirsiniz.

İyi bir ilk katılım süreci vazgeçilmezdir

İlk katılım süreci oluşturmanın en önemli kuralı büyük olasılıkla şudur: İlk katılım sürecinin genel değil, uygulamayı kullanacak kullanıcılar için yararlı olması gerekir.

Tasarımcılar ilk katılım sürecini uygulamayı ilk kez kullanan kullanıcılar için bir giriş rampası yaratma fırsatı olarak değerlendirmelidir. İlk katılım aynı zamanda yalnızca ilk kullanım için gerçekten gerekli olduğu durumlarda kullanılmalıdır.

Sıfır durumunu tasarlayın

Boş durum (veya sıfır durumu) henüz hiçbir şeyin olmadığı durumdur. Bu durum, boş bir tuval (ya da birçok tasarımcının dediği gibi çıkmaz sokak) olmamalı, uygulamayı kullanmaya başlamak için gereken talimat ve yönlendirmeleri sağlamalıdır.

Etkileşimi ve gezinme geçişini iyileştirmek için işlevsel animasyonlar kullanın

Animasyon, hem arayüzlerdeki birçok işlevsel soruna çözüm getirir hem de arayüzlerin canlı ve gerçekten duyarlı görünmesini sağlar.

Animasyon aynı zamanda durum geçişlerini açıklamak için en iyi araçtır. Kullanıcıların sayfa düzenindeki değişikliği, bu değişikliği neyin tetiklediğini ve gerektiğinde değişikliğin tekrar nasıl başlatılacağını kavramalarına yardımcı olur.

Sistem durumunu gösterin

Bir uygulama bir işlemle meşgulken sistem durumunu belirterek kullanıcıya uygulamanın donmadığını söylemeniz gerekir. İlerleme durumunu gösteren görsel işaretler, kullanıcılara uygulama üzerinde kontrol sahibi olduklarını hissettirir.

Görsel geri bildirim

Fiziksel dünyada, nesneler etkileşimlerimize tepki verirler. Kullanıcılar dijital kullanıcı arayüzü kontrollerinden de benzer seviyede bir duyarlılık bekler.

Görsel geri bildirimin iyi olması, kullanıcıların rahat etkileşim kurmasını sağlar. Tüm etkileşimli elemanlar (düğmeler gibi) mükemmel görsel geri bildirim sağlamalıdır.

Dijital deneyimi kişiselleştirmeyi daha insancıl hale getirin

Kişiselleştirme, günümüzde mobil uygulamaların en önemli özelliklerinden biridir. Kullanıcılarla bağlantı kurma olanağı sunduğu gibi, onlara gereken bilgileri özgün bir şekilde verir.

Starbucks buna gösterebileceğimiz iyi bir örnektir. Uygulama, özel teklifler oluşturmak için kullanıcıların sağladığı bilgileri (örneğin, genellikle sipariş ettikleri kahve türünü) kullanır.

Bildirimlere değer katın

Rahatsız edici bildirimler, kullanıcıların mobil uygulamaları cihazlarından kaldırmalarının bir numaralı nedenidir (katılımcıların %71'i). (Kaynak: Appiterate Anketi)

Yalnızca push bildirim gönderme olanağına sahip olduğunuz için push bildirim göndermekten kaçının. Her bildirim değerli olmalı ve iyi zamanlanmalıdır. İşte push bildirimleri tasarlarken göz önünde bulundurmanız gereken birkaç nokta:

  • Kısa süre içinde çok sayıda bildirim göndermekten kaçının

Kısa süre içinde çok fazla bildirimin gönderilmesi, aşırı bildirim olarak bilinen duruma, yani kullanıcının bilgileri işleyemeden yalnızca geçmesine yol açabilir. Toplam bildirim sayısını sınırlamak için farklı mesajları bir araya toplamaya çalışın.

  • Bildiriminizi zamanlayın

Söylediğiniz şeyler kadar ne zaman söylemek istediğiniz de önemlidir. Tuhaf saatlerde (örneğin gece yarısı) push bildirim göndermeyin. Push bildirim göndermek için en uygun zaman mobil cihaz kullanımının en yüksek seviyede olduğu 18:00 ile 22:00 arasındaki saatlerdir.

  • Mesajınızı iletmek için başka kanallar kullanın

Kullanıcılarınıza mesaj iletmenin tek yolu push bildirimler değildir. Öncelik düzeyine ve paylaşmak istediğiniz içeriğin türüne göre, kullanıcılara önemli etkinlikler hakkında bilgi vermek için e-posta, uygulama içi bildirimler ve haber feed'i üzerinden mesajlaşma özelliklerinden yararlanın.

Sonuç

Tasarımcılar genellikle mükemmel tasarımın görünmez olduğunu, mükemmel bir tasarımı kullanan kullanıcıların arayüze değil, kendi hedeflerine odaklandığını söylerler. Görünmeyen bir arayüz tasarlamaya çalışmalısınız. Çünkü böyle arayüzler kullanıcının ihtiyaçlarını karşılarken mükemmel bir kullanıcı deneyimi ve kullanıcı arayüzü sunar. Bu slogan, dil veya konumdan bağımsız olarak uygulanabilir. Bu yüzden hedeflediğiniz pazar neresi olursa olsun doğru uygulanması önemlidir.

5 Kaynaklar