Uygulamanız için temel kullanıcı deneyimi ipuçları

1 Genel bakış

Zorluk

Kullanıcı deneyimi kapsamına neler girer? Temelde, müşterilerin ürününüzle kurduğu son etkileşimi ve ürününüzle olan konumunu etkileyen her şeyin kullanıcı deneyimi kapsamına girdiğini söyleyebiliriz. Mobil uygulamalarda, bu unsurlar arasında genellikle kullanılabilirlik, performans, işlevsellik, kullanıcı arayüzü ve genel tasarım bulunur.

Günümüzün rekabetçi mobil pazarında başarılı bir uygulama geliştirirken karşılaşacağınız zorluk, kullanıcı deneyimini ve bunun müşteriniz üzerindeki etkisini iyice anlamak ve sunduğunuz kullanıcı deneyiminin incelikle ayarlandığından emin olmaktır.

Amacınız

Yeni girdiğiniz pazarda etkileşimi artırmak için uygulamanızın kullanıcı deneyimini nasıl optimize edebileceğinizi öğrenmek.

İzlenecek yaklaşım

Uygulamanızın kullanıcı deneyimi söz konusu olduğunda, optimizasyonun sürekli bir süreç olduğunu unutmamanız önemlidir. İlk denemede en iyi uygulama kullanıcı deneyimini yaratmanız beklenmez. Ancak elbette, uygulamanızın kullanıcı deneyiminin mükemmelliğe giden doğru yolda olduğundan emin olmak için en başından itibaren yararlanabileceğiniz bazı basit püf noktaları vardır. Bu rehberde, işletmenizi büyütürken uygulayabileceğiniz beş kolay ipucunu bulabilirsiniz.

2 Kullanıcı kaydı

Kayıt ekranınızı yenileyin

Mobil cihazlarda kayıt formlarının fiziksel olarak masaüstü bilgisayarlara göre çok daha uzun göründüğünü unutmayın. Kayıt formunuzu tasarlarken bu noktayı göz önünde bulundurun ve günümüzün mobil kullanıcılarının sabretme düzeyini de dikkate alın. Kayıt formunuzda doğum tarihini ve profil fotoğrafını istemenize gerçekten gerek var mı?

Kullanıcılardan kayıt olmalarını istemeden önce onlara kullanışlı bir hizmet sunun

Kullanıcılar hemen sonuç veren alışveriş işlemleri (araç kiralama veya yemek siparişi gibi) söz konusu olmadığı sürece, kişisel bilgileri en baştan isteyen uygulamalardan genellikle ayrılırlar. Özellikle marka tanınırlığı düşük düzeyde olan (veya değer teklifi net olmayan) uygulamaların, kullanıcılardan deneyimin en başında kayıt olmalarını isterken daha büyük bir engelin üstesinden gelmesi gerekir. Kullanıcılardan kayıt olmalarını, yalnızca mutlaka gerekli olduğunda isteyin. Bu ilkeyi uygulamak için sık kullanılan yollardan biri, dönüşüm noktasında giriş yapmadan ödeme seçeneği sunmaktır. Kullanıcılardan kaydolmalarını istemeden önce uygulamanızın değerini ve işlevini göstermeniz gerekir.

"Oturum açın" ile "kaydolun" arasındaki farkın ayırt edilmesini sağlayın

Birçok kullanıcı hesap için kaydolmak istediğinde yanılarak "oturum açın" düğmesine dokunur ve şifre girmelerini isteyen bir ekranla karşılaşır. Bu yanılgının nedeni genellikle, kullanıcıların ekrana hızlıca göz gezdirip dikkatini çeken ilk harekete geçirici mesajın doğru seçenek olduğunu düşünmesidir. "Oturum açın" ve "kaydolun" seçeneklerini, birbirlerinden kolayca ayırt edilecek ve kullanıcıların istedikleri yere hızla gitmelerini sağlayacak şekilde tasarlayın.

Şifreyle kimlik doğrulama işlemini kolaylaştırın

Şifre oluşturmak ya da sıfırlamak için zahmetli ve birden çok adımdan oluşan işlemler yapmak zorunda kalmak kullanıcıların canını sıkar. Kimlik doğrulama deneyimini basitleştirerek kullanıcıların işlemi yarıda bırakıp ayrılma riskini azaltın. Gerekli adım sayısını en aza indirin veya üçüncü taraf üzerinden giriş yapma ya da dijital parmak iziyle dokunarak giriş yapma gibi farklı kimlik doğrulama yöntemleri kullanın.

3 Kullanılabilirlik ve anlaşılırlık

Kullanıcılarınızla aynı dili konuşun

Bilinmeyen terim veya ifadeler, kullanıcınızın bilişsel yükünü artırabilir. Harekete geçirici mesajlar markaya özel terimlerle bir arada kullanıldığında kullanıcıların kafası karışabilir. Açık iletişim ve işlevsellik, daima marka mesajından önce gelmelidir.

Net görsel bilgiler ve geri bildirimler sağlayın

Tüm görsellerin ve simgelerin tutarlı ve düzgün biçimde yorumlanması için metin etiketlerine ihtiyaç vardır. Menü, alışveriş sepeti, hesap veya mağaza bulma aracı için kullanılan simgelerin yanı sıra filtreleme ya da sıralama gibi işlemleri gösteren simgeler evrensel değildir ve farklı uygulamalar arasında kolayca anlaşılmamaktadır. (Google: StartApp Kullanıcı Deneyimi İlkeleri) Etiket verilen simgelerin kullanılma olasılığı çok daha yüksektir. Aynı zamanda görsel kategorileri anahtar olmadan sunan uygulamalarda, kullanıcılar bu kategorilerin neyi temsil ettiğini tahmin etmek zorunda kalırlar. Bu nedenle kullanıcılarınızın net bir şekilde anlamaları için metin etiketleri kullanmanız önerilir.

Kullanıcılar sepete bir öğe eklediklerinde ya da sipariş verdiklerinde geri bildirim alamamak, işlemin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği konusunda şüphe duymalarına neden olabilir. Görsel animasyon veya başka bir görsel türü sunan uygulamalar, bu sorgulama aşamasını ortadan kaldırır.

Kullanıcıların resimleri yakınlaştırma özelliğini kontrol edebilmelerini sağlayın

Kullanıcılar bir resmi görüntülerken yakınlaştırma düzeyini kontrol edebilmek isterler. Resimleri önceden belirlenmiş bir büyütme düzeyinde gösteren uygulamalar kullanıcılar için can sıkıcı olabilir. İstedikleri gibi yakınlaştırmalarını sağlayarak kontrolü kullanıcılara bırakın.

İzinler

İzinler uygulamanızın işlevlerinin yürütülmesi bakımından çok önemli olabileceği gibi, kullanıcıları korkutarak sunduğunuz kullanıcı deneyimi üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeline de sahiptir. Bunu göz önünde bulundurarak her izin için etkili bir açıklama yapmanız ve yalnızca kesinlikle gerekli olan durumlarda izin istemeniz gerekir. Nedenin açıkça anlaşılabileceği durumlarda bile uygulamanızın belirli bilgilere neden ihtiyaç duyduğunu açıklamak ve belirli kullanıcı işlemlerinden sonra belirli izinleri istemek iyi bir uygulamadır. Buna örnek olarak, kullanıcının "yayını paylaş" düğmesini tıklamasının ardından sosyal medya hesabına erişim izni istenmesini gösterebiliriz.

4 Uygulamada gezinme ve keşif

Mikro etkileşimlerinize renk katın

Aranızda "mikro etkileşim de nedir?" sorusunu soranlar olabilir. Temelde, bir uygulama, web sitesi, hatta bir cihazla (en önemsiz şekilde bile olsa) her etkileşime geçtiğinizde mikro etkileşim kurmuş olursunuz. Örneğin, "bir ayarı değiştirme, verilerinizi veya cihazlarınızı senkronize etme, alarm kurma, şifre belirleme, giriş yapma, durum mesajı ayarlama, bir şeyi favorilere ekleme ya da "beğenme" gibi işlemler yaptığınızda mikro etkileşim kurarsınız." Uygulama kullanıcı deneyimi açısından baktığımızda, mikro etkileşimler bir uygulamanın daha insani ve kişisel bir his vermesine yardımcı olma potansiyeline sahiptir. Mikro etkileşimler kullanıcıyı markayla bağ kurduğunu hissetmeye teşvik ederek bu bağ sayesinde elde tutma oranınızı artırmanızı sağlayabilir. Mikro etkileşimlerinize renk ve yaratıcılık katmak, bu beklentilere ulaşmak, hatta beklentileri aşmak için güçlü bir girişim olabilir.

Paylaşım

Günümüzün hareket halindeki kullanıcıları, mobil cihazlarında ve uygulamalarının içinde çok miktarda bilgi saklar. Birçok uygulama geliştirici, uygulamalarının reklamını yapmanın ve viralliği artırmanın bir yolu olarak kullanıcılardan başarılarını ve etkileşimlerini uygulamanın içinde paylaşmalarını ister. Ancak paylaşımla gizlilik arasında belirgin bir karşıtlık vardır. Özellikle de kullanıcılarınızın markanızı tanıtmasını istiyorsanız kullanıcınızla en başından itibaren güvene ve şeffaflığa dayanan meşru bir ilişki kurmanız gerekir.

Uygulamanız kullanıcılarınıza tam olarak neler paylaştıklarını ve bunların kiminle paylaşıldığını açıklamalıdır. Kullanıcılar gizli içeriklerini sosyal ağlarda görmeye başlarlarsa uygulamanıza duydukları güveni büyük olasılıkla yitirir, daha da kötüsü uygulamanızı cihazlarından kaldırarak hakkında kötü yorumlarda bulunurlar.

Öncelikle uygulamanızın değerini gösterin

Kullanıcı etkileşimini, tam olarak uygulamada yapacakları işlemlere odaklanarak sağlayın. Harekete geçirici mesajları ön plana ve merkeze yerleştirin. Uygulamanızın önemli ve yeni özelliklerini uygulamanın uygun yerlerinde belirtin. Böylece bunların kullanıcıların canını sıkan ve aklını karıştıran unsurlar değil, onları memnun edip ilgilerini çeken birer kaynak olmalarını sağlayabilirsiniz.

Kullanımı kolaylaştırmak için menü kategorilerini organize edip etiketleyin

Kullanıcılar, kendi zihinlerindeki kategori modelleriyle uyuşmayan menü kategorilerini yorumlamakta ve ayırt etmekte zorlanırlar. Menü kategorileri açık ve birbirini örtmeyecek şekilde olmalıdır. Bu, özellikle bir kullanıcı arama seçeneklerini tüketip son çare olarak menüye dönüş yaptığında büyük önem taşır.

Konumu manuel olarak değiştirmeyi kolaylaştırın

Konumun otomatik olarak algılanması kullanıcılara zaman kazandırabilir. Ancak bazı durumlarda, kullanıcının yakında olmayan bir mağazayı bulması gerekebilir. Manuel konum girişini kolay ve sade bir hale getirin.

Uygulamalarla mobil web sayfaları arasında sorunsuz geçiş sağlayın

Uygulamanın daha fazla içeriğe ulaşmak veya bir eylemi tamamlamak için kullanıcıları mobil web'e götürmesi kullanıcılar için olumsuz bir deneyim olabilir. Örneğin, iki platformun görünümünün, hissinin veya tasarımının farklı olması kafa karıştırıcı olabilir. Aynı zamanda, geçiş sürelerinin uzun olması ve kullanıcının web sayfasının yüklenmesini beklemek zorunda kalması da sorun teşkil edebilir. Kullanıcının mobil web'e geçiş yapması şartsa bu geçişi desteklemek için tutarlı bir tasarım yaptığınızdan emin olun. Geçişin hızlı olmasını sağlamak da iyi bir fikirdir ve yavaşlığın neden olacağı olumsuz etkiyi ortadan kaldırması açısından oldukça değerlidir.

Niteliksel veriler toplayın

Niceliksel veriler elbette çok önemlidir. Ancak kullanıcı deneyiminizi tam olarak anlamak ve optimizasyon olanaklarını belirlemek için niteliksel veriler toplamanız gerekir. Niteliksel analiz platformları, uygulamanızın içinde gerçekten olup bitenleri ve kullanıcılarınızın belirli optimizasyon girişimlerine nasıl tepki gösterdiğini görselleştirmenize imkan tanır. Bu özellik, dokunma ısı haritaları ve kullanıcı oturumu kayıtları gibi güçlü görselleştirme özellikleri sayesinde sağlanır. Bir kullanıcının alışveriş sepeti ekranınızdan neden ayrıldığını ya da uygulamanıza kaydolmayı neden tercih etmediğini anlamak için niceliksel verileri saatlerce incelemek zorunda kalmak yerine, görsel veriler sayesinde tüm rakamlarınızın ardındaki önemli "nedenleri" anında görebilirsiniz.

Sonuç

Bu girişimler uygulamanızın sunduğu genel kullanıcı deneyimini iyileştirmenize ciddi şekilde yardımcı olabilir. Ancak nihai çözüm bunlardan ibaret değildir. Her zaman uygulamanızı geliştirmenin yollarını bulabilirsiniz. Ne olursa olsun, kullanıcıyı odak noktasına yerleştirin ve uygulamanızı kullanıcılarınızı göz önünde bulundurarak tasarlayın.